Zülfü Livaneli’nin Kaleminden “Serenad” ve Ölümsüz Aşk

İncelenen Eser: Serenad
Yazar : Zülfü Livaneli
Yayınevi : Doğan Kitap

Tarifi zor bir kitap. İçimde oluşturduğu hisleri anlatmak zor benim için. Maya‘nın hikayesinde kendimi bulmam, Serenad’ın hüzünlü melodisini kalbimde hissetmem ve Profesör Max ile aşkın gücüne şahit olmam…

Zülfü Livaneli her geçen gün daha iyi yazıyor. Bence Nobel Edebiyat Ödülü bir tek esere verilecek olsa Serenad o ödüle aday olabilir. Serenad, Zülfü Livaneli’nin en iyi kitabı olmaya aday. Zira Livaneli uzun yıllardır Türk edebiyatının en değerli isimlerinden biri ve Serenad’ın gerçek değeri; Zülfü Livaneli’nin tecrübeli kalemi. Sayısız kitabı bulunan Livaneli’yi okurken mest olmamak mümkün değil.

Serenad’ın konusu farklı. Etkileyici bir şekilde başlayıp aynı şekilde devam ediyor ve yine farklı bir son yapıyor. Kitabın ana karakteri Maya şehrin karmaşasında var olmaya çalışıyor. Üniversitedeki işinden ayrılma planları yaparken karşısına Max çıkıyor. Max ondan yaşça çok büyük bir üniversite hocası ve İstanbul’a yarım kalmış bir işi tamamlamak için gelmiş. İnsanlar Max’a karşı ön yargılı çünkü Max’ın bir amacı var. Yarım kalmış işini tamamlama yolculuğunda karşılaştığı Maya ise onun bu yolda en büyük yardımcısı oluyor.

Maya yorgun, bıkkın ve kaybolmuş. Bir umut kapısı arıyor. Tek başına var olmaya çalışıyor. Oğlu ile kendilerine bir yaşam kurmuşlar. Oğlunun sorunları, kendi sorunları, eski eşiyle ilgili sorunlar, işiyle ilgili sorunlar derken kendini geri plana atmış bir genç kadın o. İşiyle ilgili yeni durum onu Max’la tanıştırmasa kendisi olma yolunda ilerleyemeyecek çünkü ondan yaşça çok büyük olan Maximillian acılı bir adam ve Maya’nın ondan öğreneceği çok şey var.

Max eşini Struma‘ya kurban vermiş. Struma, Nazi döneminin ölüm gemisi. O dönemde ölüp ölmediğini dahi bilmediği karısı Nadia‘nın arkasından İstanbul’a gelmiş ama Struma’nın batışına dolayısıyla da karısının ölümüne şahit olmuş. Aradan yıllar geçiyor. Max İstanbul’a geri dönüyor. Yarım bıraktığı işi tamamlamak istiyor. Max kemanıyla Serenad’ı çalıyor ve ortaya Zülfü Livaneli’nin muhteşem eseri ‘SERENAD‘ çıkıyor.

Serenad, gerçekten okuduğum en iyi kitaplardan biri. Zülfü Livaneli bu kitabında da harikalar yaratmış. Sanki her seferinde yaşamımıza mucizevi bir şekilde dokunuyor ve bizde bıraktığı tat da bizim kendimiz olmamıza hizmet ediyor.

Zülfü Livaneli bu ülkenin en büyük değerlerinden biri. Yaşadığı onca acı hayat tecrübesi sonucunda bugünkü Livaneli var olmuş ve bize de onu okuma şansı doğmuş. Serenad’ı, Livaneli’nin muhteşem kaleminden çıkan muhteşem bir kitap olarak okudum. Serenad’ı düşündüğümde ağzımda buruk bir tat bıraktığını anımsıyorum. Serenad, okunması gereken kitapların başında geliyor ve okuyanlarda buruk bir his bırakıyor; çünkü Serenad aslında acı bir aşk hikayesi. Serenad çalarken o aşkın acısını içimizde hissediyoruz. Max kemanıyla Serenad’ı çalarken sanki biz de Struma’nın batırıldığı o ana gidiyoruz. Struma batarken içinde olan ve ölen o insanların yasını Serenad’ın sesiyle tutuyoruz.

Serenad’ı okuyun, okutturun çünkü Serenad gibi kitaplar kolay yazılmıyor bu ülkede. İçerdiği derinliğe rağmen anlaşılması kolay bir kitap Serenad. O yüzden her yaştan insanın rahatlıkla okuması muhtemel. Dili açık ve anlaşılır. Anlatımı sade. Ben Serenad’ı okurken ne derinlerde boğuldum ne de sığ sularda yüzdüm. Serenad’ı içimde hissettim ve onun etkisini uzun süre üzerimde taşıdım.