Dahi Bir Lobotomist: Walter Freeman

Stres, korku, kaygı ve hissedebildiğiniz bütün duyuların bir anda yok olmasını ister miydiniz? İşte bu sorunun cevabı yirminci yüzyılın ortalarında birçok bilim insanı tarafından merak ediliyordu. Bu bilim insanlarından biri de Dr. Walter Freeman idi. Aynı zamanda bir psikiyatrist olan Walter Jackson Freeman, insan beyninin nasıl çalıştığına dair düşüncelerinden kendini bir türlü alamıyordu. Bu düşünceler ve biraz da şansın yardımıyla belki kendinin bile tahmin edemeyeceği kadar ünlü bir adam olma yoluna girdi.

Walter Freeman’ın lobotomi merakı kendiliğinden ortaya çıkmış değildi. Portekizli bir hekim olan Egas Moniz’in 1935 yılında yaptığı ilk lobotomi ameliyatından epey etkilenmişti ve takvimler 1936’yı gösterdiğinde Freeman, asistanı Dr. James Watts ile beraber ilk lobotomi ameliyatını gerçekleştirdi.

walter-freeman1

Freeman ve Watts çiftinin ilk hastası 63 yaşında, depresyon, aşırı kaygı ve uykusuzluk şikayeti olan yaşlı bir kadındı. Arşivlerdeki fotoğraflarda da görüldüğü üzere Freeman ameliyat esnasında biz buz kıracağı ve bir çekiç kullanıyor. Daha da ilginç olan şeyse hastanın bilinci açık bir şekilde ameliyat geçirmesi.  Yine görebildiğimiz kadarıyla Freeman ameliyatı stelirize edecek hiçbir şey (eldiven, maske vb.) kullanmıyor. Günümüz şartlarında incelendiğinde büyük etik sorular doğurabilen bu ameliyat şekli yirminci yüzyılın ortalarında epey yaygındı. Freeman’ın ünü o kadar yayılmıştı ki ülkenin birçok eyaletinden gelen hastalar O’nun kapısını çalıyordu. Öyle ki ufak bir sıkıntısı olanlar bile bu deneyimli doktordan medet umuyordu. Bilim insanlarını en çok şaşırtan şey ise Walter Freeman’ın yaptığı lobotomi ameliyatlarıyla hastalarının çoğunu memnun etmesiydi.

walter-freeman3

Peki Freeman’ın bu kadar başarılı olmasının asıl nedeni neydi? Bunun cevabı Freeman’ın ilk ameliyatından öncesinde saklı. Anlatılana göre, bir inşaat işçisi rutin bir işlem yaparken kimsenin aklına gelmeyecek bir hadise yaşadı. Patlayan borulardan sıçrayan bir demir parçası işçinin sol gözünden girip frontal lobundan çıktı. Olaydan sonra korku, endişe gibi duyularından mahrum kalan bu adamın davranışlarına tanık olan Freeman, deneylere başlamak için bir dönüm noktası elde etti. Önce eline geçirdiği kadavralarla denemeler yapan Freeman, 1936’da ilk gerçek hastasını ameliyat masasına yatırdı. Walter Freeman’ın bu başarısı insan beyninin prefrontal korteks denilen bölgesinde yatıyordu. Acı, korku, endişe, uykusuzluk gibi duyguların motor sinirlerinin bulunduğu bu bölgeye verilecek bir zarar kişinin o duygulardan arınması anlamına geliyordu.

walter-freeman2

Walter Freeman ile ilgili en ilginç bilgi ise bu ameliyatları yaparken bahsettiğimiz tıbbi bilgilerden haberinin olmamasıydı. Yani Freeman’ın yaptığı bu deneylerde prefrontal korteksin işlevi ve yeri hakkında kesin bir bilgisi yoktu. Zaten dönemin bilim insanları da beyni tahminlere dayanarak belli bölgelere ayırmıştı. Walter Freeman’ın hiçbir tıbbi bilgiye sahip olmadan, tahmini olarak elli bin hastayı tedavi etmesi yukarıda da belirttiğimiz gibi etik bir sorun teşkil ediyor. Bu etik sorun Freeman’a verilen Nobel Ödülü‘nün de geri alınmasına neden oldu. Her ne kadar etik bir sorun da olsa Freeman’ın günümüz bilim ve tıp dünyasına katkıları yadsınamaz bir gerçektir.


Kaynak: VikipediThe Diagonal.

  • Ayhan Karışçı

    yine oldukça ilginç bir yazıyla karşılaştım sitenizde. teşekkür ediyorum.

    • Güzel yorumunuz için biz teşekkür ederiz Ayhan Bey 🙂

      Sizler gibi değerli okuyucularımızın ilgisi bizi çok mutlu ediyor.

      Sevgiler 🙂