Mayalı Astronomlar Kopernik’ten 500 Yıl İlerideydi

Gökyüzü ve uzay, insanın var olduğu günden bu yana çekiciliğini ve gizemini korumaktadır. O kadar ki insanoğlu her daim gökyüzünü gözlemlemiş, gök cisimlerine anlamlar yüklemiş ve hatta Ay’a, Güneş’e, yıldızlara tapmıştır.

maya-kopernik3

Tarihin en büyük imparatorlukları da her zaman uzay ve gökyüzü araştırmaları sürdürmüştür. Bu çalışmalar için büyük kaynaklar ayırmış ve üzerlerinden binlerce yıl geçmesine rağmen halen ayakta kalabilen çok özel gözlemevleri inşa etmişlerdir. Bu merak süreci günümüzde halen devam etmektedir ve bizden sonra da, insan var olduğu müddetçe devam edecektir.

maya-kopernik2

Aynı sürecin yolcularından olan Kopernik (Nicolaus Copernicus 1473 – 1543) da uzayın gizemine kendini kaptıranlardan biriydi. Bir rönesans matematikçisi olan Kopernik, pek çok çalışmasının yanında kendinden yüzyıllar önceki astronomlarca ortaya atılmış olan ‘Güneş merkezli Evren modelini‘ formülleştirmesiyle ünlüdür. Bu sebeple Kopernik’in astronomi tarihindeki yeri önemlidir. (Detaylı bilgi için Wikipedia – Nicolaus Copernicus Makalesini okumanızı ve makalenin son kısmında yer alan Kopernik’in Sistemi – Öncülleri bölümüne göz gezdirmenizi tavsiye ederiz. Makaleye gitmek için tıklayınız.)

maya-kopernik5

Ancak yeni yapılan çalışmalar, bu konuda ünlü olmayı hak eden başka kimselerin de tarih sahnesinde yer aldığını ortaya koymaktadır. Uzun soluklu bir Güney Amerika uygarlığı olan Mayalar da tıpkı bütün insanlık gibi uzaya ilgi duymuşlar ve bu konuda araştırmalar yaparak elde ettikleri sonuçları kayıt altına almışlardır.

Maya İmparatorluğu döneminden günümüze sadece dört adet el yazması eserin kaldığı söylenmektedir. Bu el yazmalarından en eski ve en güzel şekilde korunmuş olanı ‘Dresden Kitabesi’ olarak bilinir. Bir çeşit hiyeroglif kullanılarak arkalı önlü yazılmış 39 sayfadan oluşan bu kitabenin 24. sayfasında sayılardan oluşturulmuş bir tablo yer almaktadır.

maya-kopernik1

19. YY matematikçilerinden Ernst Förstemann‘ın (1822 – 1906) çıkarımlarına göre kitabede yer alan bu tablo Venüs‘ün hareketlerini tarif eden bir sistematiği not ediyordu. Ancak 10. yüzyıldan kalma bu tabloda Venüs’ün yer alması şaşırtıcı değildir. Zira Venüs, Maya kutsal ritüellerinde çok önemli role sahipti ve Maya tanrısı Kukulkan ile bağı bulunan gezegen olarak kabul edilmekteydi.

Söz konusu tabloların ilginç yanı; 10. yüzyılda çıplak gözle hazırlanmalarına rağmen son derece isabetli oluşlarıdır. O kadar ki bu tablolarda yer alan astronomik bilgiler günümüzde halen geçerlidir. Tabloların hazırlandığı dönem de yine tablolarda yer alan, Venüs’ün o tarihe ilişkin hareket bilgilerinden ve gökyüzündeki konumlarından yola çıkılarak bulunmuştur. Buna göre tabloyu hazırlayan Maya astronom veya astronomları bu gözlemleri 10. yüzyılın ilk çeyreğinde, 25 yıllık bir süreçte yapmış ve kayıt altına almışlardır.

maya-kopernik6

1500‘lü yıllarda ‘Güneş merkezli Evren modeli‘ kapsamında gezegenlerin yörüngelerini isabetli şekilde tahmin eden Kopernik ile adını bilemediğimiz Mayalı astronomlar karşılaştırıldığında; Dresden Kitabesi‘nde yer alan tablonun ne kadar büyük bir keşif olduğu daha rahatlıkla anlaşılabilir. Zira Kopernik’in 1500’lü yıllarda elde ettiği bilgiler, Mayalı astronomlar tarafından Kopernik’ten çok daha az olanakla yaklaşık beş yüz yıl önce keşfedilmiştir.

Caracol isimli gözlemevinde çıplak gözle yaptıkları çalışmalardan son derece isabetli sonuçlar elde eden Maya astronomları, çalışmalarıyla tarih kitaplarında en güzel yerleri hak etmektedir.


Kaynak: Exploratorium, Curiosity, Wikipedia.

  • Mehmet Akif Altınbaş

    Bize ilkokulda bu tür çalışmaların hep batının rönesansıyla başladığı, batılı düşünürlerin, bilim adamlarının her şeyin başını çektiği düşüncesi verilmişti. Bu yaklaşım ve batının kültür saldırısı maalesef binlerce yıllık dünya kültür miraslarına ciddi zararlar verdi. Batı öyle çirkin oyunlar oynadı ki sanki dünya medeniyetleri batı medeniyetinden önce karanlık çağlar yaşıyormuş, insanlık batıdan önce hiçbir şey bilmiyormuş izlenimi oluşturuldu.

    O yüzden bu yazıyı gerçekten üzülerek okudum. Ancak tarihin karanlık sayfalarında buna benzemez ne hırsızlıklar vardır bilemiyoruz. Burada olan sadece küçük bir parçası gibime geliyor.

    • Mehmet Bey yorumunuz için teşekkür ederiz 🙂

      Bahsettiğiniz konularda size hak vermemek elde değil. Dileriz böylesi yanlışlıklar, okuyan bir toplum ve çalışkan bir nesille bertaraf edilir. Bizler de Deniz Humması olarak bu amaç doğrultusunda hareket ediyoruz ve tamamen genel kültür odaklı paylaşımlarımızla okuyucularımızın ufkunu genişletebilmeyi arzuluyoruz.

      Sevgiler 🙂