Bir Film Harikası: Lust For Life (Ölmeyen İnsanlar)

Lust For Life, dilimize Ölmeyen İnsanlar olarak çevrilmiş bir film. Ana karakterin Vincent Van Gogh olmasıyla bu çeviriyi hak ediyor elbette, peki ya film O’nu yaşatabilmiş miydi? Bu sorunun cevabı kişiden kişiye değişebilir fakat bazı su götürmez gerçekler var. O yüzden öncelikle filmin kazandıklarından bahsedelim.

Lust For Life, Irvıng Stone’un aynı isimli romanından uyarlanmış 1956 ABD yapımı bir biyografik film. Yönetmenliğini Vincente Minnelli’nin üstlendiği film 6 dalda adaylık görmüş 2 dalda da ödül almış, Oscarlı bir yapım. Baş rolde Kirk Douglas’ın ustaca oluşturulmuş Van Gogh benzerliği filmi çok daha gerçekçi yapıyor. Kendisi açıkçası Van Gogh’u benim beklediğimden çok daha iyi canlandırmış. Film 1956 yapımı olmasına rağmen görsel efektler o kadar büyüleyici şekilde verilmiş ki En İyi Yapım Tasarımı dalında Oscar’a aday gösterilmiş olması asla şaşırtıcı gelmiyor.

Film Van Gogh’un bir din insanı olmak istemesinden, ölümüne kadar olan dönemi işliyor. Sevgili Van Gogh’un varını yoğunu insanlara adamak isterken kendi içine gömülmesi ve yavaş yavaş yok olması sahnelerde derince işlenmiş. Kendini yok sayıp kilisenin verdiği her şeyi oradaki insanlara adayan Van Gogh, ne yaparsa yapsın tutunamayıp oradan oraya savrulurken yanında yalnızca kardeşi; James Donald’ın canlandırdığı Theo var. Savrulduğu her yerde bir şekilde yaşamak ve kendini sevdirmek için her şeyi yapan Van Gogh, kardeşinden başka kimse tarafından sevilemez ve bana sorulursa O’nu öldüren de buydu. Kendi sesini bile duymak istememesi, kendinden bile uzaklaşması… Hiçbir zaman anlaşılamamak! Bu filmi izlerken bir oyuncuyu değil, bir ressamı izlediğinizi hissediyorsunuz.

Bir şeyler daima izlenebilir, fakat bazı filmler izlendiğinde bunun için geç kaldığımızı düşünürüz. Bu film; izlemek için geç kalındığını düşündürecek bir film. Geç kalmamanız önerilir.