Beynimizin Heykeltraşı Olabilir Miyiz? 

Beyni şekillendirmek mümkün. Modern sinir biliminin kurucusu Santiago Romàny Cajal: “Bunu arzulayan her insan, kendi beyninin heykeltraşı olabilir” der. Bu nasıl mümkün bir bakalım. 

Beyin hiç durmadan düşünür ve değişir. Her gün aklımızdan ortalama 50.000 ile 70.000 arası düşünce geçiyor. Bu düşünceler beyinde yeni bağlantılar kurarak beynin yeni verileri analiz edip yeni sinapsları oluşturmasını tetikliyor. Yani beynimizdeki iki farklı sinir hücresi birbiriyle iletişim kurarak sinapslar, bağlantılar kuruyor ve bu oluşan yeni bağ olayına da sinaptogenez deniyor. Bizler her yeni deneyim veya her yeni düşüncede beynimizin bu sinaptogenezi gerçekleştirdiğini biliyoruz.

Biz bunları fark etmesek de tüm bunlar beynimizde olup biterken, beyni geliştirmek üzere yeni bilgi girişleri, yeni tecrübeler sağlanmadıkça bunu gerçekleştiremeyen beyindeki bazı sinaps ağları zayıflıyor ve biz bazı deneyimleri unutmaya başlayabiliyoruz. Öğrenme de tıpkı buradaki sistem gibi gerçekleşiyor. Yeni bilgiler öğrenilerek hafızaya depolanırken tekrarlanmayan bilgiler de yeni sinapsların oluşmaması nedeniyle unutulabiliyor.

Biz bunları fark etmesek de dedik. Fakat fark eden ve fiziksel olarak da görüntüleyenler var. Bilim insanları, beyinde gerçekleşen bu süreci ve beyinde yaşana fiziksel değişimi MR cihazları sayesinde gözlemleyebiliyor. Beyinde her yeni kalıcı öğrenmede beyindeki ilgili bölgenin fiziksel olarak değiştiğinin kanıtları bilim dünyasındaki araştırmalarda yerini aldı.

Bununla ilgili bir araştırma; 2000’li yıllarda Londra şehrindeki bir grup taksici üzerinde yapılmış bir gözlemdir. Londra gibi büyük ve birbirine geçmiş karmaşık yolları ve güzergahları ezberleyebilmiş şoförlerin beyin MR’ları incelendiğinde hafıza merkezi olan hipokampusun fizikî olarak büyüdüğü gözlemlenmiştir.

Tüm bu fiziksel değişimin tanımlanmasında, genel bir çatı kavram olarak nöroplastisite kavramı kullanılmaktadır. Bunun genel anlamı; yaşanılan deneyimin beyinde oluşturduğu fiziki değişimdir. Beyindeki fiziksel değişimin mümkün olması, birtakım bilim insanlarının da yeni keşifleri yapmasına olanak sağlamıştır. Bu keşiflerin en çarpıcı örneklerinden biri de; görme engelli insanlarının nöroplastisite sayesinde görebiliyor olmasıdır.

Beynin ortalama %40’ı görme korteksinden oluşuyor. Görme engelli bireylerde bu bölüm, yüksek oranda iş göremez durumdadır. Nöroplastisite özelliği sayesinde duyusal değişimin yaşanabileceği gerçeğinden hareketle bilim insanları görme korteksini uyararak, görme engelli bireyin yalnızca dokunma duyusu ile ettiği bilgileri işleme özelliğini gösteren bir cihaz aracılığı ile bireylerin görmesi sağlıyor.

Bu çarpıcı örnek de gösteriyor ki bizler, beynimizi gerçekten olduğundan daha fazla geliştirebiliriz. Sınırsız gücüne ulaştırabilir, insanlığın yararına kullanabiliriz.

Potansiyelimizi kullanmaya ne dersiniz?


Kapak Görseli: Tomorrow Edition