“Nefret Ettiklerimiz Bizi Yansıtır” Düşüncesi Üzerine

Hiç düşündünüz mü; “bu şeyden neden bu kadar nefret ediyorum ya da bana bu şeyi bu kadar itici kılan şey nedir?” diye. Aslında cevabı çok basit çünkü nefret ettiklerimiz bizi yansıtır, yani nefret ettiklerimizde bile kedimizden bir parça bulabiliriz.

Uzunca bir liste yapsak bu listede kimlere kızgınlık, kırgınlık, öfke duyduğunuzu, kimler tarafından reddedilmiş hissettiğinizi, geçmişe baktığınızda nelerden pişmanlık duyduğunuzu; kısaca her şeyi kağıda döksek sonradan fark edeceğiz ki bu hisleri beslediğimiz her durum veya kişiden pozitif anlamda bir kazanç sağlıyoruz (psikolojide buna sekonder/ikincil kazanç deniyor). Kimi bize vefalı olmayı, kimi hoşgörüyü, kimi kendimizi sevmeyi, kimi hiçbir şey yaşanmamış gibi her şeyi bir anda silebilmeyi, kimi daha nicelerini öğretiyordu… Bazen en nefret ettiğiniz insan bile hayatınıza bir ayna tutar. Hatta daha da ileriye giderek zihnimizin içinde dönüp duran karanlık düşüncelerin önüne çektiğimiz ve bazen bizim bile farkında olmadığımız o perdenin varlığını bize gösterirler.

Oysa kimse karanlık yönünün ortaya çıkmasını istemez değil mi? Hatta istememe durumu o kadar ciddi ki bunu kendimizden bile saklıyoruz. Belki de onlardan bu yüzden bu kadar nefret ediyoruz. Bize, benliğimizde istemediğimiz ve hatta kendimizin bile bilincimizden dışladığımız o karanlık yönü hatırlatıyorlar. Dolayısıyla gerçekle yüzleşmek istemeyen insan da daha kolay bir yol buluyor ve nefret etmeyi seçiyor…

İnsan “iyi” etiketini kişiliğinin üzerine yapıştırmak, iyiliği temsil eden beyazla bütünleşmek istiyor. Bunu yaparken de benliğinde bulunan kötü alışkanlıkları, yanlış davranışları, kısaca karanlık yüzünü su yüzüne çıkarmak yerine en derine saklıyor. Hatta o kadar derin ki bilinçaltında bile kaybediyor. Ona bunu hatırlatan birisi veya bir nesne olunca da ondan nefret ediyor, o yüzden nefret ettiklerinize dikkat edin çünkü onlarda bilincinizden dışladığınız ve duyduğunuzda size tiksinti verebilecek ama ondan kaçamayacağınız, sizin bir parçanız, sizden bir parça olan şeyler var… Ve son olarak ne kadar kaçarsak o şey bize o kadar yaklaşacaktır. İnsan, elbet bir gün kaçtıklarıyla yüzleşecektir…