Onlarca Yıllık Emekle Canlandırılan Yağmur Ormanı

Pamela Gale Malhotra ve kocası Anil Malhotra, Hindistan‘daki ilk şahıs mülkiyetli koruma alanı olan SAI Koruma Alanı‘nın sahipleri. Koruma alanının öyküsü, çiftin 1991’de kurduğu SAI Vakfı ile başlıyor. 1991 yılında vakıf bünyesinde yaklaşık 200 metrekarelik bir araziyi satın alan Malhotra çifti, aradan geçen 28 yıllık süreçte adeta bir mucizeyi gerçekleştirdi.

İlk başlarda kendilerine satılan arazilerin terk edilmiş pirinç, kahve ve kakule bahçeleri olduğunu söyleyen çift, bu alanlar bahçe yapılırken orada bulunan ormanların da tamamen yok edildiğini belirtiyor. O dönemde verilmiş olan zararı gidermenin, yağmur ormanlarını geri getirmenin uzun yıllar süren emek, ilgi ve çalışma ile ancak mümkün olabildiğini de ekliyorlar. Aradan geçen süre içerisinde, ilk aldıkları 200 metrekarelik alanı yeni yerler alarak git gide büyüten çift; bugün neredeyse tüm arazilerini yağmur ormanına dönüştürebilmeyi başardı.

SAI Koruma Alanı’nın yer aldığı Kodagu Bölgesi, Hindistan’ın güneyindeki dört güney eyaletinden biri olan Karnataka sınırları içerisinde yer almaktadır. Pamela Malhotra, 1970’lerden günümüze kadar bu bölgedeki yağmur ormanlarının korkunç şekilde yok edildiğini söylüyor. 70’lerde bölgedeki arazilerin %86‘sı yağmur ormanı ile kaplı iken bugün bu oranın %16‘lara kadar düştüğünü belirtiyor.  Bu durum, bölgedeki doğal yapı açısından büyük bir yıkımı teşkil ediyor. Zira yağmur ormanlarının böylesine azalması bölgenin yağış rejimlerini değiştirmiş ve bu değişiklik sadece Kodagu Bölgesi’nde değil, Hindistan’ın güney kısmının bütününde su kaynaklarını olumsuz yönde etkilemiş durumda.

Sarf ettikleri emekle koruma alanı bölgesine yağmur ormanı varlığını geri kazandıran çift, bu çalışmaları ile aynı zamanda doğal hayatın çeşitliliği ve devamı için de barınak sağlamış durumda. Yeşerttikleri ormanda yürüyüş yaparken haklı olarak; “hayatlarında daha önce hiç hissetmedikleri kadar mükemmel hissetiklerini” belirtiyorlar.

Kurdukları SAI Vakfı, kuruluş amacını; Ekvator yağmur ormanları başta olmak üzere Dünya’nın, kalan son doğal yabani alanlarını korumak ve bu sayede hayati önem taşıyan su kaynaklarımızı, gezegenin hem flora hem de faunasının zengin biyolojik çeşitliliğini kendimiz ve gelecek nesillerimiz için sürdürülebilirliğini sağlamak şeklinde açıklıyor. Bu amaçla hayli yol kat ettikleri de ortada.

Pamela Malhotra, tarlalardan ormana dönüştürdükleri koruma alanının öyküsünü şöyle anlatıyor; “Önce çimenler geldi. Sonra onlar biraz daha güçlenerek çalılara evrildi. Çalılarla birlikte böcekler geri döndü. Sonra ağaçlar.. Ağaçlarla beraber maymunlar ve filler de geldi..

Yaklaşık bir kilometrekarelik alanda yaşamın yeniden filizlenmesini sağlayan, orman örtüsünü geri getiren bu insanlar; 30 yıla yakın emeklerinin öyküsünü bu cümlelerle özetliyor. Aldıkları arazileri özel koruma alanına çeviren ve burada yaban hayatına yeni bir şans tanıyan Malhotra çifti, en büyük hayalleri olarak betimledikleri bu orman ve içindeki yaban hayatı için “çocuklarımız” ifadesini kullanıyor. Bu ifadeyi duygusal bir açıklamalarında; kendi aldıkları karar doğrultusunda bir “insan” çocuklarının olmadığını ancak ormanın ve içindeki yaban hayatının da onların yavruları olduğunu belirterek kullanıyorlar.

Başlangıçta o arazilerde yürürken ayak seslerini bile duyamadıklarını, öylesine kuraklaşmış ve ormandan arındırılmış bir sahne ile karşılaştıklarını anlatan çift, şimdi orman tabanında sessiz yürümenin mümkün olmadığını sıcak bir tebessümle anlatıyor. En çok da ateş böceklerinin gürültü çıkardığını eklemeyi unutmuyorlar. (:

Gelelim işin son derece aşina olduğumuz, bize çok ama çok tanıdık gelen kısmına. Malhotra çifti bu işe giriştiklerinde çevrelerindeki insanların onlara “deli” gözüyle baktıklarını söylüyor. Ancak onlar, muhteşem işler başarmış insanların neredeyse hepsinin aynı tepki ile karşılaştıklarının ayırdında olduklarından, yollarından dönmemişler. İyi ki de vazgeçmemişler.

Hâlâ, her geçen gün daha da fazla çabaladıklarını anlatan Pamela; başlangıç hedeflerini ise çoktan ve fazlasıyla tamamladıklarından da gururla bahsediyor.

Eğer düşünürseniz, SAI Koruma Alanı’nda ekoloji turizmi için oluşturdukları birkaç kulübe de mevcut. Ancak bunlar klasik otel ya da pansiyon tarzında şeyler değil. Doğa ile iç içe olmak isteyen misafirlerini ağırladıkları küçük yapılardan ibaret. Misafirlerinden uymalarını rica ettikleri kurallar bile öylesine hoş ki, kendilerine hayran kalmamak imkansız gibi bir şey. Şöyle şeyler var bakın, gitmek isterseniz ona göre gidin (:

Kurallar şöyle;


Orman yangını tehlikesine karşı ormanda, yürüyüş alanlarında ve kulübelerde et yemek ya da sigara içmek yasaklanmış durumda.

– SAI Koruma Alanı’nda sadece organik tarım uygulandığı için; alan içerisinde kulübeler dahil hiçbir noktada böcek ilacı veya başkaca kimyasallar kullanılması yasak.

– Lütfen kulübelerden veya diğer alanlardan yanınızda sadece fotoğraflarınızı götürün ve buralarda yalnızca ayak izlerinizi bırakın. Bu alandaki hiçbir canlıyı rahatsız etmeyin, buradaki büyük veya küçük tüm canlılara ve onların yaşam alanına saygılı olun.

– Lütfen çiçekleri; kelebeklerle arılar için ve aynı zamanda sizden başka misafirlerimizin de görebilmesi için koparmayın, yerinde bırakın.

– Lütfen yaban hayatı ve diğer misafirlerimiz için düşünceli olun. Yüksek sesler yaban hayatını korkutup kaçırır. Yürüyüş yollarında olabildiğince sessiz olun ve her zaman yanınızdaki ziyaretçiyi görüş alanınız dahilinde bulundurun.

– Ormanın yoğunlaştığı alanlara rehbersiz yürüyüş yapmak kesinlikle yasaktır.

– Lütfen tüm çöpleri, çöp kutularına atarak Koruma Alanı’nın doğal güzelliğini bulduğunuz şekliyle korumamıza yardımcı olun.

– Kulübelerde cam sinekliklerini kapalı tutun ki sivrisinekler veya diğer böcekler içeri giremesin. Şans eseri içeri bir böcek girdiğini görürseniz lütfen onu insancıl yöntemlerle dışarı çıkarın veya dışarı çıkarmanıza yardımcı olabilmemiz için bizi çağırın.

Hint kültürü ile uyumlu olabilmek adına, lütfen kulübelere girerken ayakkabılarınızı çıkarın.

Çocuk ziyaretçiler için kabul edebileceğimiz en küçük yaş sınırı 14‘tür. Ancak bazı durumlara göre buna istisnalar uygulayabiliriz.

Böyle güzelliklerin ülkemizde ve tüm gezegenimizde çoğalması dileği ile..


Kaynak: Sai Sanctuary, Great Big Story, BoredPanda.