Netflix Yapımı Hold The Dark Pek Olmamış Sanki

Jeremy Saulnier‘in yönetmenliğini üstlendiği 2018 yapımı Hold The Dark, yaklaşık dört beş aydır Netflix’te yayımda. Filmin başrollerinde Jeffrey Wright ve Riley Keough yer alıyor.

Netflix, Türk televizyonlarının dizi üretiminden daha hızlı film üretiyor zannediyorum. Bu durum nasıl bizim dizilerimizde kalitesizliğe yol açıyorsa, Netflix’te de değişen pek bir şey yok gibi duruyor. Zira sürekli yenisi gelen bu filmlerin amacının ne olduğunu anlamak da mümkün değil. Hold The Dark da, Netflix’in bu film kervanının halkalarından sadece bir tanesi olarak kalacak.

İki saatlik filmde ne izlediğimi düşünüyorum ama bir türlü mantıklı bir şey çıkaramıyorum ortaya. Oğlu kurtlar tarafından kaçırılan anne Medora Slone‘un (Riley Keough) çağrısı ile yardımına giden yazar Russell Core (Jeffrey Wright), medeniyetten ziyadesiyle uzak kalmış bir Alaska köyünde hiç beklemediği bir öykünün içinde buluyor kendini. Buraya kadar tamam, izlenebilir diye düşünerek devam ediyorum ama bu hiç beklemediğimiz öykü var ya; gerçekten hiç beklemediğimiz ve hiç anlamadığımız bir öyküye evriliyor.

Aslına bakarsanız başlangıçta biraz cezbedici durmadı değil. Ne bileyim karlı dağlar, ormanlar, kurtlar, gizem falan ama bir yere kadar. Yani konu olarak çok benzemese de mesela The Grey de aynı atmosferde geçen bir film ama gayet güzel bir yapım. Çünkü sizi saçma sapan senaryo kopukluklarıyla uğraştırmıyor. Ama Hold The Dark bu konuda cidden sınıfta kalmış bir yapım.

Filmin çeşitli sinema topluluklarındaki puanları şöyle; IMDB (5.6/10), RottenTomates (%71 Tomatometer, %30 Seyirci), MetaCritic (MetaScore 63/100, Seyirci 50/100). RottenTomatoes eleştirmenleri neye göre 71 vermiş anlamak mümkün değil, ama tabii tercih meselesi. Ben de Deniz Humması eleştirmeni olarak 4/10 vereyim, ciddiyim yani 4’ten fazla veremiyorum bu filme ben.

Film esasında bir kitap uyarlaması. William Giraldi‘nin Hold The Dark isimli romanının filmleştirilmiş hali. Kitapta bu kopukluklar muhakkak çok daha detaylı olarak izah edilmiştir diye tahmin ediyoruz. Ancak filmde konunun anlaşılması gerçekten oldukça güç.

Hele hele ortada hiçbir şey yokken kopan inanılmaz aksiyon sahnelerinde doz aşımına uğrayabilirsiniz. Yani burada doz aşımından kastım aksiyona doymanız anlamında değil; aksiyon zehirlenmesi yaşamanız anlamında. Aksiyon sahnelerine hiçbir hazırlık yapılmadan girildiği için “ne oldu şimdi ya?” demeye kalmadan konudan kopup gidiliyor zaten.

Hold The Dark izlemeye değer mi diye başlamıştık.. Bana sorarsanız değmez. İki saatinizi bir filme ayıracaksanız, çok daha iyi yapımlar var piyasada. Hold The Dark’a gelene kadar en azından harcadığınız zamana pişman olmayacağınız başka şeyler izleyebilirsiniz. Mesela yukarıda bahsettiğim gibi, karlı kışlı, kurtlu falan bir şeyler izlemek ve bu konudaki beklentinizi karşılamak da istiyorsanız The Grey‘i tercih edebilirsiniz. Konu olarak çok farklılar ama ortam olarak aynılar. Hold The Dark ile pek vakit kaybetmeyin derim.