TAU: Netflix Elinden Başarılı Bir Yapay Zeka Kurgusu

Federico D’Alessandro‘nun yönetmenliği üstlendiği, senaryosu Noga Landau tarafından yazılan 2018 yapımı TAU‘nun başrollerinde Maika Monroe (Julia) ve Ed Skrein (Alex) yer alıyor. Filmin omurgası tamamen bu ikili üzerine kurulmuş durumda. Ancak filmin konusunu teşkil eden yapay zeka TAU’nun seslendiricisini de başroller arasında saysak pek de hata etmiş olmayız sanıyoruz. TAU’yu da Gary Oldman seslendiriyor.

TAU, yaklaşık bir buçuk saatlik bir yapım. Öyküsü gayet açık, izleyicisini yormayan bir film. Ancak öyküsünün basit bir tarzda ele alınmış olması, filmi ucuzlaştırmıyor. Açıkçası filmde işlenen konunun anlaşılabilmesi için böyle bir yola gidilmesi iyi bile olmuş. Örneğin son derece benzer bir konuyu işleyen Lucy‘de, senaryo içerisinde bazı kopukluklar yaşanabiliyordu ve bunun sebebi öykünün bazı noktalarda gerçekten anlaşılamaz halde işlenmesiydi. Ancak TAU’da bu durum söz konusu değil. Aksiyon unsurlarının başarıyla işlendiği yapımda yer verilen sınırlı sayıda detayı kaçırmanız pek mümkün değil, çünkü detaylar da izleyicinin rahatlıkla algılayabileceği biçimde sunulmuş.

Açıkçası ben TAU’dan çok etkilendim. Bunda elbette yapay zeka konusuna duyduğum ilginin de etkisi büyüktür. Ancak TAU yapay zeka konusunu pek de alışılmamış bir yönden ele alıyor. Tıpkı Lucy’nin bu konuya farklı bir bakış açısı getirdiği gibi, TAU da yapay zekayı kendine has bir yönden incelemiş ve daha çok “makine öğrenmesi” olgusu üzerine kurulmuş. Bu yönüyle daha çok Lost In Space‘deki uzaylı robot kurgusuna benziyor diyebiliriz.

Bunların yanında TAU, makinelerin duygu durumlarının olup olamayacağı noktasında da izleyicisini ikilemde bırakarak düşünmeye sevk ediyor. Acaba yapay zeka olaylara tıpkı yaratıcısı olan insanlar gibi duygusal bir pencereden bakabilir mi? Duygular öğrenilebilir mi? Yapay zeka için ödül mekanizmaları işletilebilir mi? gibi pek çok sorunun işlendiği TAU, konuya ilgi duyanlar açısından kaçırılmaması gereken son derece tatlı bir yapım olmuş.

TAU’da başrol oyuncuları Maika Monroe ve Ed Skrein’in performanslarından bahsetmezsem haksızlık etmiş olurum. İtiraf etmeliyim ki filmi gerçekten izlenebilir kılan başlıca unsurlardan biri de Julia ve Alex rollerindeki oyunculuk performanslarıydı. Özellikle aksiyon sahneleri öncesinde Julia’nın yüz ifadelerindeki detaylar, Alex’in film boyunca devam eden ciddiyeti gerçekten çok hoşuma gitti.

TAU’yu senaryosu yönünden yüksek kaliteli bir film olarak niteleyemem. Yani bir dünya klasiği ya da büyük ödüllere layık görülecek bir yapım değil. Ancak tıpkı Lucy’deki gibi işlenen konunun ilginçliğinin yanı sıra ele alınış tarzı, oyuncuların senaryoyu taşıyışı TAU’yu izlenebilir kılıyor ve daha da ötesi beğendiriyor. Bu yüzden izlenmesini tavsiye ediyorum.

TAU, IMDB‘de (5.8/10), MetaCritic‘te (43/100 MetaScore, 6/10 Seyirci), RottenTomatoes‘ta (%18 Tomatometer, %49 Seyirci) şeklinde puanlanmış. Açıkçası 5.8, 6 gibi puanlamaları anlayabiliyorum ancak RottenTomatoes eleştirmenlerinin neye göre %18 gibi düşük bir puan verdiğini anlayabilmem mümkün değil. Bence çok açık şekilde haksızlık ediyorlar. Keza MetaCritic eleştirmenlerinin 43/100 vermesi de öyle.

Deniz Humması olarak biz TAU’ya 8/10 veriyoruz. Puan kırmamızın sebebi senaryonun kısmi sığlığı diyebiliriz, gerçi TAU gibi bir yapımdan çok daha detaylı bir senaryo beklemek de ne kadar doğru olurdu, ondan da pek emin değiliz.

Bu arada, yazı içerisinde çok bahsettiğim Lucy hakkında da bir Deniz Humması yazımız bulunuyor. Şu bağlantımızda inceleyebilirsiniz. Ayrıca yine burada atıfta bulunduğumuz Lost In Space‘in tarihi ile ilgili yazımızı da dilerseniz şuradan inceleyebilirsiniz.

İyi seyirler dileriz (: