Okuyucusuna Hayat Üfleyen Bir Roman: Simyacı

İncelenen Eser : Simyacı
Yazar : Paulo Coelho
Baskı : Can Yayınları (135. Baskı)
Çevirmen : Özdemir İnce

Simyacı, yazarı Paulo Coelho‘yu dünya çapında üne kavuşturan romandır. Coelho’nun yazarlık kariyerinin ikinci romanı olan Simyacı, ilk kez 1986 yılında yayımlanmıştır. Mevlana‘nın Mesnevi‘sinde yer alan bir öyküden esinlenilerek yazılan Simyacı, İspanyol çoban Santiago‘nun Endülüs’ten başlayıp Gize Piramitleri‘ne kadar uzanan serüvenini anlatmaktadır.

Eser bir macerayı anlatıyor olsa da esasında sadece bir macera romanı olmaktan çok uzaktır. Çünkü Simyacı, aslında çoban Santiago’nun içsel yolculuğunu, ruhunun toyluğundan, olgunluğuna kadar geçen evrelerini anlatıyor. Bu yönden Simyacı, bir “nasihatname” niteliği de arz etmektedir. Çünkü eser, Santiago’nun içsel yolculuğunu anlatırken aynı esnada okuyucunun da kendi kaderini kontrol etmesi, arzuladığı mutluluğuna erişebilmesi için bir kılavuz olma özelliği de taşıyor. Bu açıdan bakıldığında Simyacı’nın genelindeki “Mesnevi” esintileri de rahatlıkla sezilebiliyor.

Eserdeki duru anlatım ve Santiago’nun maceralarının ilgili çekiciliği, Simyacı’nın sürükleyiciliğini artıran özellikler. Klasik roman düzeninin aksine, sahneler halinde hazırlanan eserin bu yönü de okuyucunun Simyacı’yı hiç ama hiç sıkılmadan okuyabilmesine olanak tanıyor.

O sahnelerden, tadı damağımızda kalan bazı alıntılara burada yer vermek istiyoruz;

Nergis Çiçeği (Simyacı – Öndeyiş)

“Narkissos’un; kendi güzelliğini her gün bir gölün sularında seyretmeye giden bu yakışıklı delikanlının efsanesini biliyordu Simyacı. Bu delikanlı kendi görüntüsüne öylesine vurgunmuş ki; günün birinde göle düşüp boğulmuş. O’nun göle düşüp boğulduğu yerde de bir çiçek açmış. Bu çiçeğe nergis (narcissus) adı verilmiş..”

Elifi Elifine Bilmek..

“..insan her zaman aynı insanları görürse, bunları yaşamının bir parçası saymaya başlar. İyi, ama bu kişiler de bu nedenle yaşamımızı değiştirmeye kalkışırlar. Bizi görmek istedikleri gibi değilsek hoşnut olmazlar, canları sıkılır. Çünkü efendim, herkes bizim nasıl yaşamamız gerektiğini elifi elifine bildiğine inanır..”

Sözcüklerin Ötesindeki Dil

“Biraz uzaklaşmıştı ki barakayı iki kişinin kurduğu aklına geldi. Bunlardan birisi Arapça, öteki İspanyolca konuşuyordu. Yine de pek güzel anlaşmıştı ikisi. Sözcüklerin ötesinde bir dil var diye düşündü..”

Her Şey Bir.. – Şalem Kralı Melkisedek.

“Her şey bir tek ve aynı şeydir”

Güzellik – Santiago

“Çünkü insanları en çok etkileyen şey, güzelliktir..”

Karar Vermek, Başlamaktır

“Ama şimdi önemli bir şeyi anlıyordu: Bir şeye karar vermek, başlangıçtan başka bir şey değildir. İnsan bir şeye karar verdiği zaman, karar verdiği sırada hiç öngörmediği, düşünde bile aklına gelmeyen bir yöne doğru, şiddetli bir akıntıya kapılıp gidiyordu.”

Ruhun Gücü – Simyacı

“Gözler ruhun gücünü gösterir”

Ve son olarak, okuduğumuz kitabın arka kapak yazısından bir alıntıya burada mutlaka yer vermek istiyoruz. Zira Simyacı’yı anlatan en hoş cümlelerden biri bu olabilir.

“Simyacı’yı okumak, herkes daha uykudayken şafak vakti uyanıp güneşin doğuşunu izlemeye benziyor.”

İyi okumalar dileriz..