‘Pirus Zaferi’ ve Günümüze Kalan Anlamı

Pirus Zaferi; her şeyini kaybetme pahasına elde edilen kazanımları ifade eder. Zafer, her daim insanoğlunun peşinden koştuğu bir kavram olmuştur. Tarih, peşinden koşulan ‘zaferi‘ elde edebilmek için insanın neleri gözden çıkarabileceğini yazmış, binlerce yıllık insanlık tarihinde savaşların sınır tanımaz acımasızlığı ve yıkımı her zaman aynı ‘zaferin’ yolunda vücut bulmuştur.

Tüm bu gözü kara acımasızlığın en bariz örneklerinden biri, Winston Churchill tarafından dile getirilen bir cümlede yer alır; “zafer, ne pahasına olursa olsun zafer; tüm dehşete rağmen zafer, yolumuz ne kadar uzun ve çetin olursa olsun zafer”.

‘Zafer’ kelimesi bugün Türk Dil Kurumu tarafından ‘savaşta kazanılan başarı‘ olarak tanımlanıyor. Fakat savaşta kazanılan ‘başarı’ kıstasının neye göre belirlendiğini anlamamız biraz güç. Zira tarih boyunca savaşlarda yaşananlar, neyin başarı, neyin başarısızlık olduğunu sorgulatacak cinsten yıkımlar olmuştur.

Pirus Zaferi de yukarıda değindiğimiz, ‘başarı’ çizgisinin nerede başlayıp nerede bittiğini düşündüren bir olay olarak tarihe geçmiştir. Antik dönemde Yunan kolonilerinden biri olan Epirus‘un kralı Pirus (Epiruslu Pirus), Roma‘ya saldırmasıyla başlayan savaş, M.Ö. 279 (Heraklia Karşılaşması) ve M.Ö. 280 (Asculum Savaşı) yıllarında gerçekleşen iki büyük çatışmadan oluşur ve bütünüyle Pirus Savaşı olarak bilinir.

Pirus Savaşı, Epiruslu Pirus’un elde ettiği zaferle sonuçlanmıştır. Ancak savaş sonunda Epiruslu Pirus’un devasa ordusundan geriye sadece birkaç tane askeri kalmıştır. Pirus savaşta onlarca filini, yakın arkadaşlarını, komutanlarını ve ordusunun tamamına yakınını yitirmiştir. O kadar ki savaş sonunda Pirus’un; ‘Romalılara karşı bir zafer daha kazanırsak, tamamen yok olacağız..‘ dediği rivayet edilir.

Adını bu savaştan alan söylem, Pirus Zaferi; o tarihten günümüze hep kazanan tarafın ‘kazancını’, ‘başarısını’ sorgulatan bir kavram olarak dillere yerleşmiştir.


Kaynak: Wikipedia.