İnsan Dostlarının Vefatına Yas Tutan Filler

Güney Afrikalı doğa sever, çevreci, kaşif Lawrence Anthony (17.09.1950 – 02.03.2012); tüm dünyada filler üzerine olan araştırmalarıyla tanınan bir isim. Anthony, saydığımız bu özelliklerinin yanı sıra, çok satanlar listesine girerek pek çok dile çevrilmiş kitapları da bulunan bir yazar. Eserlerinden en bilineni; Fillere Fısıldayan Adam (Elephant Whisperer) olmakla birlikte, Son Gergedanlar (Last Rhinos) ve Baghdad Ark isimli kitapları da mevcuttur.

Anthony’nin tüm dünyada ses getiren en ciddi girişimlerinden biri, Bağdat Hayvanat Bahçesi ile ilgili öyküsüdür. Anthony, Amerika Birleşik Devletleri‘nin 2003‘te Bağdat‘ı işgal etmesi ile birlikte o dönemde hayvanat bahçesindeki hayvanların yaşamının da tehlikeye girdiğini düşünüyordu ve çok geçmeden bu tahmininde haklı olduğu ortaya çıktı. Zira ABD’nin, işgalin henüz sekizinci gününde Bağdat Hayvanat Bahçesi’ni bombalamasıyla başlayan süreçte yerleşkede bulunan 700 hayvandan sadece 35 tanesi canlı kalabilmiştir. Lawrence Anthony, tertiplediği özel bir girişimle Bağdat’a gitmiş ve hayvanat bahçesine tekrar işlerlik kazandırarak hayatta kalan hayvanların yaşamlarını sürdürmesini sağlamıştır.

Doğa konusunda bu denli hassas olan Anthony, yaşadığı bölgede de buna benzer girişimlerde bulunmuştur. Öyle ki; bugün Güney Afrika‘da Thula Thula Koruma Alanı olarak bilinen yaklaşık 20 kilometrekarelik araziyi satın alarak doğal yaşam alanı getiren de yine Lawrence Anthony’dir. Yıllar boyunca pek çok fili avcılardan kurtararak bu yaşam alanında barındırmıştır.

Anthony’nin, yaptığı bu iyiliklerin karşılığında vicdani esenliği dışında herhangi bir kazanımı olduğunu sanmıyoruz. Ancak Anthony’nin vefatının ardından yaşanan sahne, Anthony’nin yaptıklarının birileri için ne kadar değerli olduğunu göstermiştir.

Anthony Mart 2012‘de kalp krizi geçirerek hayata veda ettiğinde, Anthony’nin Thula Thula‘daki evinde hiç alışılmamış bir şey yaşandı. Eşi Francoise‘un anlattığına göre Thula Thula Koruma Alanı içerisinde yer alan evin yakınlarına neredeyse üç yıldır hiçbir fil gelmemiş. O dönem koruma alanında iki ayrı fil sürüsünün yaşadığını aktaran Francoise, Lawrence’in vefatının ardından iki sürünün de ayrı kollardan evin çevresine geldiğini ve iki gün boyunca hiçbir şey yemeden bekleyerek Anthony’nin ölümüne yas tuttuklarını söylüyor.

Çevredeki insanların da şahitliğinde gerçekleşen bu olay gerçekten inanılmaz. Çünkü Francoise’in tarifine göre fil sürüleri iyi ihtimalle 20 kilometre uzaklıktan, yani ortalama 12 saatlik yürüme mesafesinden gelmişler. İki günlük yasın ardından geldikleri gibi tek sıra halinde geri dönen filler, sanıyoruz ki Anthony’nin onlar için neler yaptığını son derece iyi biliyorlardı.

Lawrence Anthony’nin evinin önüne gelen fil sürülerinden biri.

Dostlarının vefatını nasıl hissettikleri ya da bilebildikleri konusunda en ufak bir fikrimiz yok. Fillerin, sürüde vefat eden bireyler için ‘yas tuttukları‘ daha önce de biliniyordu ancak bir insan için yas tutan ve ölümü kilometrelerce öteden hissederek gelen bu hayvanlar; doğanın her daim yaptığı gibi, insanoğlunu bir kere daha kendilerine hayran bırakmayı başardılar.

Lawrence Anthony’nin fil dostları gibi gerçek öyküler hoşunuza gidiyorsa, eminiz daha önce yazdığımız şu üç yazı da ilginizi çekecektir;

Brezilyalı Arkadaşını Her Yıl Ziyaret Eden Penguen.

Timsah ve İnsanın Ömürlük Dostluğu.

‘Sadakat’ Köpek Dilinden Bir Kelimedir.


Kaynak: Beliefnet, Wikipedia, TruthOrFiction.

  • neşe eryaman

    hayvanları örnek alması gereken çok insan olduğunu düşünüyorum..

    çok güzel bir yazıyı kaleme almışsınız, tebrikler.

    • Değerli yorumunuz için teşekkürler Neşe Hanım.

      Düşüncenize iştirak ediyoruz.. 🙂