Limitless: Lucy’nin Alternatif Senaryolu Bir Versiyonu Desek Mi?

Bu sayfalarda 2014 yapımı bilim kurgu filmi olan Lucy‘i uzun uzun anlatmıştım. O yazımı buraya tıklayarak inceleyebilirsiniz. Şimdi ise Lucy’nin alternatif senaryolu bir örneği olarak değerlendirdiğim Limit Yok‘u (Limitless) inceleyeceğim. Esasında 2011 yapımı olan Limitless, Lucy’den daha önce çekilmiş bir film olsa da neden Lucy’nin alternatifi olarak gördüğümü de açıklayacağım.

2011 yapımı olan Limitless, Neil Burger yönetmenliğinde çekilmiş bir film. Başrollerinde Bradley Cooper (Eddie Morra), Abbie Cornish (Lindy) ve Robert De Niro (Carl Van Loon) yer alıyor. Açıkçası Robert De Niro’nun sahne süresi kısa olsa da belirli noktalarda filmi sırtlandığını belirtmeliyim. Zira bana göre film, Bradley Cooper’a biraz ağır gelmiş gibi duruyordu. Yani örnek vermem gerekirse bir Umut Işığım‘daki (Silver Linings Playbook) Bradley Cooper performansı göremedim.

Limitless, konu bakımından Lucy ile aynı çizgiyi paylaşıyor. Bir ilaç sayesinde hayatı değişen kahramanın maceraları şeklinde özetlesek fena olmaz sanıyorum. Böyle tarif edince biraz Hulk gibi oldu ama Limitless bir süper kahraman filmi değil. Sadece ilaç destekli bir içsel keşif durumu söz konusu. Tıpkı Lucy’de gördüğümüz; Lucy’nin kanına karışan etken maddenin yaptıkları gibi bir durumdan bahsediyorum. Bu kadarı ile bilim kurgu severlerin keyifle izleyebileceği bir yapım olduğuna kefilim. Yani bu konu ilginizi uyandırıyorsa; gönül rahatlığı ile izleyin, pişman olmazsınız. Çeşitli kaynaklarda filmden ayrıca ‘gerilim’ olarak bahsediliyor fakat bu şekilde bir sınıflandırmaya katılmıyorum, filmin çok nadir noktalarında gerilim detayları vardı ancak bunlar, bütün yapımın bir ‘gerilim’ filmi olarak sınıflandırılması için yeterli değildi diye düşünüyorum.

Limitless’ı, Lucy’nin çırağı gibi sunuyor olmamın da elle tutulur sebepleri var. Öncelikle Limitless, kesinlikle izleyicisini rahatsız eden bir yapım. Yani tamam, seyircinin gönlü olsun diye her beklentisini karşılasın da demiyorum. Fakat bu bir bilim kurgu yapımı. Realist bir film değil, dolayısıyla izleyici olarak beklentim de gerçek yaşamdan kesitler, hayatın akışına paralel sahneler değil. Adı üzerinde; ‘bilim’ ve ‘kurgu’.

İşte tam olarak bu noktada Limitless, ancak Lucy’nin alternatifi olabiliyor benim nazarımda. Çünkü Limitless’ta nedense içten içe süregelen bir kötülük olgusunun film boyunca sürekli kazandığını görüyoruz. Yani bunu büyük ölçekte düşünürsek Yüzüklerin Efendisi’nde onca uğraş ve çabadan sonra Sauron’un kazandığını görmek ister miydiniz? Bir anlamı olur muydu üç koca filmi soluksuz izlemenin? Limitless ile Lucy’nin farkı da bu. Lucy, izleyiciyi mutlu eden bir akışa sahipken; Limitless, anlamsız zaferlerle dolu, izleyicide sürekli tatsızlık bırakan bir yapım.

Sürekli kötülüyorum gibi oldu fakat aslında çok hoş noktaları da var filmin. Yukarıda Robert De Niro izlemenin verdiği keyiften bahsettim zaten. Onun dışında, senaryo olarak hoş bulduğumu belirtmeliyim. Lucy’i eleştirirken özellikle senaryosunu yerden yere vurmuştum fakat Limitless için böyle bir şey söyleyemiyorum. Kusursuz bir senaryosu da yok ama en azından belli bir akışa sahip, mantık çerçevesinde ilerleyen, aceleye getirilmemiş bir senaryo izleyebiliyoruz.

Gelelim filmin puanlama kısmına… IMDB‘de Limitless bugün itibariyle 7.4/10 olarak oylanmış durumda. IMDB, Lucy için ise 6.4/10 diyor. Bu gerçekten ciddi bir fark ve benim kesinlikle katılmadığım bir durum. Ben daha önce Lucy’i 8/10 olarak oylamıştım. Limitless için ise ancak ve ancak 6.5/10 verebileceğimi düşünüyorum. Dediğim gibi, oyunculuk bazında Robert De Niro haricinde öyle aman aman tat aldığım bir durum söz konusu değil, ayrıca film boyunca peşimizi bırakmayan ‘kötülük kazanıyor’ algısından da gına gelmişti artık. Ayrıca filmdeki nadir ‘gerilim’ sahnelerinde de anlamsız şekilde dozun aşıldığı kanaatindeyim. Yani bu bir Tarantino filmi değil ki şiddeti normal karşılayayım? Dolayısıyla bu şekilde oylamayı uygun görüyorum.

Bu kadar açıklama yeterli sanırım. Dediğim gibi, bilim kurgu seven okurlarımız gönül rahatlığı ile izleyebilirler; zira pişman olmayacaklardır. Fakat beklentileriniz de yüksek olmasın. Bununla birlikte, daha önce Lucy’i izlediyseniz; Lucy’nin alternatif bir senaryosunu izliyormuşsunuz gibi farklı bir düşünce ile de bakabilirsiniz filme.

Filmin bir fragmanını aşağıya bırakarak; iyi seyirler dilerim 🙂

(E-mail takipçilerimizin videoyu izleyebilmek için sitemizi ziyaret etmeleri gerekmektedir…)