“Nietzsche Ağladığında” Kitabı Üzerine Birkaç Düşünce

İncelenen Eser : Nietzsche Ağladığında
Yazar : Irvin D. Yalom
Yayınevi : Ayrıntı Yayınları
Çevirmen : Aysun Babacan

Nietzsche Ağladığında; Amerikalı ünlü yazar ve psikiyatrist Irvin David Yalom tarafından yazılıp 1992’de yayınlanmış olan psikoloji, felsefe ve edebiyatı bir araya getiren bir eser olmasıyla dikkat çekiyor. Yalom bu kitabında hayali bir zaman ekseninde ünlü felsefeci Friedrich Nietzsche ve psikologlar Josef Breuer ile genç Sigmund Freud‘u aynı zaman diliminde bir hikaye içerisine sokuyor. Aynı zamanda tarihin ilk kadın psikanalisti olan Lou Andreas-Salome kendi ismi ile, tarihteki ilk kadın psikanaliz hastası olan Bertha Pappenheim ise Anna O. karakteri ile öyküde yer alıyor.

Yazar Irvin David Yalom, kitapta bir isimlendirme şifresi uygulamış ve bunu Breuer’e hasretmiştir. Buna göre Breuer, kliniğine gelen hastalarına takma isimler verir. Örneğin Bertha Pappenheim için Anna O. ismini belirlerken adı ve soyadının baş harflerini alarak bunlardan önce gelen harflerle (B-A, P-O) karakter ismini oluşturmuştur. Aynı örnek Friedrich Nietzche için klinikte kullanılan takma isim olan Eckart Müller‘de de (F-E, N-M) karşımıza çıkar.

Yarı kurgu yarı gerçek olan kitap, Lou AndreasSalome isimli karakterin yardım için psikolog Josef Breuer’e gelmesiyle başlıyor. Derin bir ümitsizlik içinde olan Nietzsche‘ye yardım etmesi için Breuer’e gelen Salome, bir şekilde iki ünlü ismin yollarının kesişmesini sağlıyor.

Breuer’e geldiğinde Nietzsche; Lou Salome’ye duyduğu karşılıksız aşk yüzünden derin bir üzüntü içerisinde. Breuer ise bir anlam arayışıyla meşgul durumda. İkili, birbirlerine yardım edebileceklerinden habersiz düşünsel bir yolculuğa çıkıyorlar. Felsefe ve psikolojinin yoldaşlığı kitap boyunca sizi etkisi altına alıyor ve bu etkiden uzun süre çıkamıyorsunuz.

Kitapta çok sayıda alıntı mevcut. Nietzsche’nin ağzından ifade edilen sözler gerçekten etkileyici ve geliştirici. Örneğin Nietzsche “Neysen o ol” derken aslında kendin olmak tabirine değiniyor. İnsanın yaşamda kendisi olmasının önemine dikkat çekiyor. Kişinin kendisi olduğu takdirde yaşamda var olacağının altını çiziyor ve kendisi olamayan insanların yaşamının bir kayıp olacağından bahsediyor.

Breuer, Anna O. ismindeki bayan hastasına karşı beslediği duygularla boğuşurken Nietzsche de Lou Salome’ye duyduğu saplantılı aşkın acısını yaşıyor. Genç Sigmund Freud ise eşine duyduğu derin sevgi ve bağlılıkla ruh hali ve kişiliğiyle ilgili olumlu bir izlenim bırakıyor.

Irvin Yalom‘un en iyi eserleri arasında ilk sıraya yerleşebilecek olan Nietzsche Ağladığında kitabı okunduktan sonra da üzerimizdeki etkisini uzun süre kaybetmiyor. Kitaptan felsefe ve psikolojiye dair çok şey öğrenirken ünlü felsefeci ve psikologların iç dünyasına da temas ediyoruz.

Nietzsche Ağladığında’yı okurken insan iç dünyasındaki değişimi hissedebiliyor. Özellikle anlam arayışı, umudun en son kötülük olduğu ve bengi dönüş fikirleri üzerine derin sorgulamaların yer aldığı kitap aslında her insanın ruhunda bulunan yaralara bir nebze olsun merhem oluyor.

Kitabı okuyanlar Irvin D. Yalom’un her kitabında daha iyi yazdığına şahit olacaklardır. Tecrübesini ve bilgisini kitaplarına yansıtmayı başaran Yalom’u okurken kendiniz olmaya daha fazla yaklaştığınızı hissedeceksiniz.