Peaky Blinders Dizisine Bir De Bu Açıdan Bakalım

Peaky Blinders.. Dünyanın dört bir yanında çok sıkı hayranlara sahip olan harika bir dönem dizisi. I. Dünya Savaşı sonrasında İngiltere’nin Birmingham şehrindeki bir çete ailesinin hayatı ve yükselişi ele alınıyor. Karizmatik giyimleri ve zeki stratejileri ile öne çıkan Shelby ailesinin iki savaş arasındaki yaşamını izleme fırsatı buluyoruz. Dizinin birtakım az bilinen yanları var; örneğin gerçekten de o dönemlerde Peaky Blinders adlı bir çete var olmuş lakin basit bir kapkaççı çetesi gibilermiş veya ana karakter Tommy Shelby‘nin neredeyse her sahnesinde arkasında ateş görünmesi onun cehennem azabından kurtulamayacağının göstergesi. Bunlar bir yana biz bugün sizlerle dizinin neredeyse hiç konuşulmayan bir perde arkası konusuna odaklanacağız; savaş!

Fotoğraf: Robert Viglasky – © Caryn Mandabach Productions Ltd. 2019

I. Dünya Savaşı 20. yy başlarına kadar dünyanın daha önce hiç görmediği kadar etkili, korkunç ve kanlı bir savaş idi. Savaşa katılan her bir asker savaşın tamamını yani yaklaşık dört yılını cephelerde geçirdi. Bu savaş sonrası milyonlarca insan hayatını kaybetti veya yaralandı. Hiçbir fiziksel darbe almayan insanların ise önemli bir kısmı zihinsel yetilerini ve psikolojik sağlıklarını kaybettiler. Dizinin ana kahramanları olan Tommy Shelby, Arthur Shelby ve John Shelby de bu savaşta yer alarak ülkeleri için savaşmış karakterler. Tommy, Fransa’da tünelcilik biriminde yer alarak dört yılın büyük bir kısmını tünel kazarak geçirmiş. Yani Tommy yaklaşık dört yıl boyunca yeraltında yaşamış. Arthur Gelibolu’ya gönderilmiş bir asker ve dizinin ilk sezonunda bir sahnede sigara tableti hakkında “Gelibolu gibi kokuyor” şeklinde bir yorum yapıyor. Tarihin en muhteşem savaşlarından biri olan Çanakkale Savaşı‘nda Türklere karşı savaşmış bir karakter. John hakkında ise savaştığı yerlere istinaden bir bilgi verilmiyor ve zaten John savaşın izlerini pek taşımıyor.

Fotoğraf: © Robert Viglasky Photography

Tommy dizinin özellikle ilk sezonlarında sıkça tünellere dair kâbuslar görmekte ve rahat uykular çekememekte. Tommy’nin tünelden bir arkadaşı ise aklî dengesini kısmî olarak yitirmiş ve birkaç sahnede “bizi öldürmeye geliyorlar” diye bağırarak kriz geçiriyor. Hayatının dört yılını tüneller kazarak ve gün ışığı görmeyerek geçiren bu insanlar savaş boyunca dostları olmayan herkesi öldürerek hayatta kalmayı başarmışlar. O hâlde bu insanların yaşadıkları o dört karanlık yılın etkisinin bu denli sert geçmesi çok normal.

Fotoğraf: Robert Viglasky – © 2014 – BBC

Dizinin en derin karakteri olan Arthur Shelby ise Çanakkale’de savaşmış. Eğer Arthur’un gözünden savaşı yorumlarsak zorla götürüldüğü bir yerde bir hiç uğruna savaşmış, insanları öldürmüş ve arkadaşları onun yanında can vermişler. Arthur sıkça duygusal bozukluklar yaşayan, bazen öfkesine hakim olamayan ancak bazen de tam aksine durgunlukla boğulan biri. Yaşadığı o kötü yıllar dolayısıyla hayatına birtakım gelgitler ile devam etmeye çalışıyor.

Ana karakterler dışında da yine birçok yan rol oyuncusu cephelerden arkadaşları olarak onlara katılıyor ve yine savaşın izlerinin de yanlarında getiriyorlar. Erkekler savaşta iken bütün işleri tek başına yürüten kadınlar ise oldukça güçlü şekilde temsil ediliyor. İdareyi uzun süre tek başlarına sağlayan kadınlar dizide savaşın etkilerini daha az göstermekte.

Fotoğraf: Robert Viglasky – © 2014 – BBC

Dönemi en iyi şekilde anlatan dizi birçok suça da ev sahipliği yapmakta. Kumar, soygun ve cinayetleri sıkça gördüğümüz dizinin görmüş olduğunuz gibi bir de psikolojik yanı var. Savaşın etkilerini ömürleri boyunca taşıyacak insanlar ve bu ağırlığı taşıyamayan insanların dramları da ele alınmış. Dizinin yapımcısı son sezonun II. Dünya Savaşı’nın başlangıcı ile tamamlanacağını açıkladı. Zaten o vakte kadarki en kanlı savaşı görmüş bu insanları bu kez çok daha büyük, çok daha korkunç, çok daha kanlı bir savaş bekliyor. Büyük psikoloijk yaralar ile savaşı atlatan insanları bu kez yeni yaralar bekliyor. Dizinin neredeyse her bölümünde gördüğümüz savaş izleri o dönemin psikolojisini anlamamızda gerçekten de çok etkili ancak buna bir de ikinci bir savaş eklediğimizde 1914-1945 yılları arasında yaşayan insanların yaşadıkları travmaların binde birini bile hissetmemiz mümkün değil. O hâlde bir nebze olsun bu travmaları görmek, 20. yy başlarındaki İngiltere yaşamına şahit olmak, savaşın insan üzerindeki psikolojik etkilerine tanıklık etmek ve müthiş prodüksiyonu ile sizleri etkileyecek bir dizi izlemek istiyorsanız Peaky Blinders tam size göre. Diziyi izlerken arka plandaki savaşın etkileri temasına odaklanmayı unutmayın.