Müzikli Yazılar Serisi – 1

Deniz Humması yazarlarından Sen Bir Ettin‘in ‘Müzikli Yazılar’ serisinde; her hafta farklı bir karakterin travmalarını kendi ağzından, satırlara eşlik eden uyumlu müziklerle okuyabilirsiniz.

SOL KABURGANIN ALTI (Müzikli Yazılar Serisi – 1)

Orayı delenin, deliği iyice oyanın adını insan koymuşlar ve maalesef en hasından bir insanım. Ruhumu nereye teslim edeceğimi bilsem, bir dakika düşünmem insanlığı bırakmayı.

Canım içimdeyken de gömdüler beni zaten. Burada çektiğim acının daha büyüğünü görmem imkansızdı. İnsanlığı bıraksam yalnızlık da sönümlenir gibi gelir bana. Yalnız olsam bile bundan büyük yalnızlık görmeyeceğim kesin bir kere! En iddialı kötülüklerle insanken karşılaşmışsam, gömüyken ne korkutur beni? Evet, defterim yanımda olsaydı çok da değerli olmayan bir gömü olurdum hem. Şu halimden daha değerli olacağım kesindi. Birileri dövse de acımayacaktı; en güzel yanı buydu. Yine deli olduğumu söyleyenler olur muydu lan acaba? Sanırım olmazdı, olmasın.

Oralar daha umursamaz gibi gözüküyor, daha nihilist. Fakat kime teslim ediyoruz şu soktuğumun canını, nasıl cesaret ediliyor buna? Başka türlü insanlıktan kurtulmak ihtimali var mıdır? Umudun yoksa yaşamaman gerektiğini de bileceksin. Onlar sana hasta desin. Kim daha hasta acaba? Kirlilik hastalığı bastırmış, ölçeği düşük olanlar kire bulaşmamış, siz de hasta demişsiniz. Kıçınızdan üç beş terim uydurup yolunuza bakmışsınız.

Sanırım mutantım ben. Hislerimin hayal dünyama yansıması muazzam bir güç. Yok yok, bu cümle yeterli değil, anlatamam. Bu hisler çok az güzel şeyi gösterdi, sonrasında da yaşadım. Genelde ne kadar rahatsızlık var, onlar vuruyor kafama. Zaten yaşayacağın bir rahatsızlığı ikiyle çarpıyor bu güç işte, iki kez yaşıyorsun. Dünyanın saçması olup öfkeleniyorsun. En uyuzu da birilerinin çıkıp sorması niye öfkelisin diye. Ne anlatayım lan ben sana? İçini gördüm, sindirdim, olacakları biliyorum. Açıklamayı da denedim. En yakınıma saçma geldi fakat sonu değişmedi. O da gördüğüm şeyin aynısını yaptı; ‘hastasın’ dedi, başkasının kucağına koştu. Bunu görüp üzülme sürem artık üç gün bile sürmüyor. Fakat pisliği yapanın ehemmiyetine göre sen de inanmayayım bu sefer diyebiliyorsun. Ama  mutantlık işte, iş yine yaşama kabiliyetine bakıyor. 25 yaşındayım ve bu durumun istisnası olmadı. En fazla geciktirir ya da erken olmasını sağlayabilirim. Karşındakinin dudakları yeterli, pisliğini görebilmem için. Gerisini kapatın, örtün yine anlarım. Kedilerin bana yavşama sebebi de bu olsa gerek, anlarım!

Bu niye başladı, ne zaman başladı bilmiyorum. Küçükken hep ağlarmışım. O mutsuzluğun mutsuzluk verici başka bir ödülü müdür nedir. Mutsuzluk mutluluğa göre büyük bir armağandır. İnsana sorgulama gücü ve ayrıcalık kazandırır. İşte adına armağan, hediye, her ne bok diyorsak bu mutsuzluk temelli mevzuyla sınanıyorum. Sınayan da ilahi güç falan değil ha, benim. Sınayan da benim sınanan da.

Sol Kaburga2

Peki birinden birine bağlılığım kalmazsa ne olacak? Tam da o noktadayım. İkisine dair de kutsal bir arzu duymuyorum artık.Rolünüzü bilmiyorsanız boku yemişsinizdir. Rol dediğin hayal verir, onlar yıkılır. Biçimlenilen noktada yeniden bir hayal girer kaburganın oralara. Ben biçimlenmeyi unuttum, unutturdu kaltaklar! Toplanmak ile ölüm aralığında bir doğru çizsek ve ben bir nokta olsam, kesinlikle ölüme yakın dururum.

İyi bir arkadaş isterdim hep. Gerçek olamayacak kadar ölü ve yanımda şimdi. Yakın davranmıyor puşt, rahatsız oluyor benden. Ben de onun gevezeliğinden rahatsızım. Kendini övmeyi seven bir puşt bu! Ve meşhur şarkıları var falan, ölmüş sarı kafalı hıyar, doktor öyle diyor. Ben puşt olsa bile mutluyum bu herifle olmaktan.

Sen Bir Ettin